İstanbul

İstanbul aslında Türkiye’de yaşanması belki en zor şehir. Kalabalığı, karışıklığı, 3-4 km mesafedeki yerlere gitmenin araçla 1 saat, yayan olarak 30-45dk sürmesine sebep olan trafiği … Bugün yöneticimle konuşuyorum. İşten çıkıp eve gitmesi bazen 3 saat sürüyormuş. Harbiden yaşanacak yer değil bence. Ama malesef herşeyin merkezi İstanbul’da. Ve malesef herşey hala İstanbul’a yapılıyor. Bu durumda bütün bu saydığım yaşam zorluklarına karşın İstanbul iş bulması en kolay il haline geliyor. (en azından vasıflı işçi için)  Böylece de okulunu bitiren birçok kişi, belki kendi memleketlerinde hiç bir arayış içine girmeden, doğrudan istanbula geliyorlar. Çünkü herkes arasa da iş bulamayacağından emin. Bulsalar bile ne olacak? Genelde buldukları işlerden emeklerinin karşılığı olan parayı alamıyor (kendi işini kurabilen çok küçük bir azınlık dahil değildir sadece bu söylediğime). Çünkü çocuğun yaptığı işi (vasıflı işçi için konuşuyorum gene)  yapabileceği ya 1 ya 2 yer var. Buralarda çalışabiliyor. Bu durumda işverenin mantığı şöyle oluyor; ulan burdan çıksa nereye gidecek, mecbur çalışacak. Ve hakkını vermemekte diretiyor elemanının.  Buralarda kalanlar emeklerinin haklarını alamadıkları için mutsuz, gelenler şehrin stresinden … Siz hiç izliyor musunuz bilmiyorum yabancı TV lerde yayınlanan şaka programları var. Örneğin avrupa ülkelerinde insanların bu kamera şakalarına verdikleri tepkilere bir bakın. Aynı şakanın bizim ülkemizde yapıldığını düşünün birde. Adamı döverler. (Bu arada bizim ülkemizde yapılan bazı şakalar hakikatten tam sopalık onlardan bahsetmiyorum.) Çünkü bizde artık herkes gergin.

Bugün birkaç evrak işi için altı üstü 10 km lik bir mesafede 3 saatten fazla zaman harcadım. Beni bu yazıyı yazmaya iten sebep budur. Bütün bunları bu 3 saatin son 1 saatinde artık güneş kafama geçmeye başlayınca düşündüm. Hatalıysam uyarın. THE END.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir